etoprakana  

Geri git   etoprakana > ETOPRAKANA_DÖKÜMANLAR > TARIMSAL PROJELER

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Eski 11-18-2013, 11:59 AM
admin
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart Aspir Üretimini Geliştirme Projesi

ASPİR ÜRETİMİNİ GELİŞTİRME PROJESİ




PROJE GEREKÇESİ
Nüfusumuzun artması ve önemli bir yağ bitkisi olan ayçiçeğinde o yıllarda ortaya çıkan orobanş (canavar otu-verem otu) nedeniyle ayçiçeği tarımındaki yaşanan güçlüklerin sonucu ortaya çıkan üretim düşüklüğü, yıllık yağ ihtiyacımızı arttırmıştır. Ülkemizde her yıl toplam 1.300.000-1.400.000 ton civarı yağ tüketilmektedir. Ülkemiz genelinde yetiştirilen değişik yağ bitkilerinden elde edilen yağ miktarı yaklaşık 600.000 ton dur. Diğer bir ifadeyle, tükettiğimizin ancak yarısına yakın kadar bir yağı üretebilmekteyiz. Açık olarak ortaya çıkan, geri kalan ihtiyacımız ise (tükettiğimiz yağın yaklaşık % 60’ı kadar), her yıl yüz milyonlarca dolar döviz (yaklaşık 1 milyar dolar) ödenerek dışarıdan ithal yolu ile karşılanmaktadır.
Petrol açısından dışa bağımlı bir ülke olduğumuzdan, bu bağımlılıktan bir nebze olsun kurtulabilmek için, bitkisel yağlardan biyodizel üretimine de önem verilmelidir. Bu konuda, bazı ülkeler epey yol almışlardır.
Aspir yağı da biyodizel yapımında rahatlıkla kullanılabilir olması, Aspirin kuraklığa karşı dayanıklı olması ve yöreye uygun alternatif bir ürün olması projemizin gerekçesini oluşturmaktadır.

1-GİRİŞ
Aspir, genellikle 80–100 cm arasında boylanabilen, dikenli ve dikensiz formları olan, dikenli formların dikensizlere göre daha fazla yağ içerdiği, sarı, beyaz, krem, kırmızı ve turuncu gibi değişik renklerde çiçeklere sahip, tohumları, beyaz, kahverengi ve üzerinde koyu çizgiler bulunan beyaz taneler şeklinde olan (ender durumlarda siyah tohumlara da rastlanabilir), dallanan ve her dalın ucunda içerisinde tohumları bulunan küçük tablalar oluşturan, renkli çiçekleri (petal) gıda ve kumaş boyasında kullanılan, derinlere gidebilen bir kazık kök sistemine sahip, tohumlarında % 30-50 arasında yağ bulunan, Linoleik (Omega-6) ve Oleik (Omega-9, zeytin yağı kalitesinde) olmak üzere 2 ayrı tipi olan, yağı yemeklik olarak kaliteli, biodizel yapımında da kullanılabilen, küspesi hayvan yemi olarak değerlendirilen, kuraklığa dayanıklı, yazlık karakterde ve ortalama 110-140 gün arasında yetişebilen tek yıllık bir uzun gün yağ bitkisidir.

2. PROJE ALANI
Kırklareli ili Marmara Bölgesinin Trakya kesiminde yer almaktadır. Kırklareli iline bağlı olan Vize ilçesi doğuda Karadeniz, güneyde Tekirdağ ili, güneybatıda Lüleburgaz, batıda Pınarhisar ve kuzeyde Demirköy ilçeleri ile çevrilidir. Kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda yer alan Istıranca dağları ilçeyi ikiye ayırır. İlçe sınırları içinde 400 metreye ulaşan bu dağlık alanda çıkan akarsular Ege Karadeniz’e ulaşır. İlçenin yüzölçümü 1119 km²bunun 766,360 dekarlık kısmı orman ile kaplıdır. Diğer kısmı genel olarak düz olup ova şeklindedir.
İlçemiz Trakya’yı Kuzey Doğu ’sundanbir sıra dağ olarak kat eden Yıldız dağlarınıngüneyinde, dağların eteklerinde kurulmuştur. Köylerin bir kısmı bu dağların içindeki orman köyleridir. Bir kısmı dağların eteklerinde yer alan ova köyleridir. İlçe merkezi il Merkezinin 57 Km doğusunda yer almaktadır.
İlçede karasal iklim özellikleri görülmektedir. Karadeniz kıyıları iç kesimlere göre daha yağışlı ve ılımandır. Yazın sıcaklık ortalaması 25 derece, kış aylarında bu sıcaklık -15 dereceye düştüğü görülmektedir. Yağışların mevsimlere göre dağılımı ise; %35’i kış %29’u sonbahar, %26’sı ilkbahar ve %10’u yaz mevsiminde görülmektedir. Yıllık yağış ortalaması 600–700 mm arasında olmaktadır. İlçemizin orman kesimine daha fazla yağış düşmektedir.
Müsellim Köyü Vize ilçesine 11 km mesafede ekilebilir arazi varlığı ise 11000 dekar’dır. Genelde ana ürün olarak buğday-ayçiçeği- soğan yetiştirilmektedir. Köyde 400 Büyükbaş,700 küçükbaş hayvan bulunmaktadır.

3-PROJENİN AMACI

Ülkemizde her yıl toplam 1.300.000–1.400.000 ton civarı yağ tüketilmektedir. Ülkemiz genelinde yetiştirilen değişik yağ bitkilerinden elde edilen yağ miktarı yaklaşık 600.000 ton dur. Diğer bir ifadeyle, tükettiğimizin ancak yarısına yakın kadar bir yağı üretebilmekteyiz. Açık olarak ortaya çıkan, geri kalan ihtiyacımız ise (tükettiğimiz yağın yaklaşık % 60’ı kadar), her yıl yüz milyonlarca dolar döviz (yaklaşık 1 milyar dolar) ödenerek dışarıdan ithal yolu ile karşılanmaktadır.
Petrol açısından dışa bağımlı bir ülke olduğumuzdan, bu bağımlılıktan bir nebze olsun kurtulabilmek için, bitkisel yağlardan biyodizel üretimine de önem verilmelidir. Bu konuda, bazı ülkeler epey yol almışlardır. Aspir yağı da biyodizel yapımında rahatlıkla kullanılabilir. Ancak bu, yemeklik yağ ihtiyacımız karşılandıktan sonra, arta kalan ürün miktarı ile yapılması gereken bir işlem olmalıdır.
Bugün Sanayide kullanılan sentetik anilin boyaların sağlık açısından yan etkileri göz önünde bulundurulduğunda, aspir çiçeklerinden elde edilen ve tamamen doğal olan, sağlık açısından hiçbir risk taşımayan boya maddelerinin özellikle her gün tükettiğimiz gıdalarda ve tekstil sanayinde kullanımına tekrar önem vermek ve bu tip kullanımları teşvik etmek gerekir. Günlük hayatta sık sık tükettiğimiz meyve sularında, şekerlemelerde, sağlıklı olmak amacıyla içtiğimiz ilaçlarda (şuruplarda ve haplarda) ve diğer bazı gıdalarda çoğunlukla sentetik boyaların kullanıldığını bir düşünürsek, doğal boya maddelerinin kullanılmasının ne kadar önemli olduğu ortaya çıkacaktır.
Hem yemeklik yağ ihtiyacımızın karşılanması hem de eğer sanayisi gelişirse bitkisel yağlardan biyodizel üretimi için, aspir tarımının ülkemizde acilen yaygınlaştırılması gerekir ve bu bir zorunluluk olmalıdır.
Kuraklığa dayanıklı olduğundan ülkemizin hemen hemen her tarafında, özellikle atıl durumda olan alanlarda, ekonomik olarak getirisi fazla olan diğer bitkilerin yetiştirilemeyeceği alanlarda rahatlıkla yetiştirilebilecek bir bitkidir ve gereken önem verilmelidir. Ülkemizde ayçiçeği işleyen her tesis, ilave bir makine kullanmadan, herhangi bir değişiklik yapmadan aspir tohumunu da kolayca yağa işleyebilir. Bu durum ayrıca, hammadde yetersizliğinden atıl durumda bekleyen pek çok tesise de iş imkânı yaratacaktır.

İlimizin iklim ve toprak yönüyle, Aspir yetiştiriciliğine uygun olduğu düşünülmektedir. Eğer yöremizde Aspir yetiştiriciliği yaygınlaştırılabilirse ürün çeşitliliği artacağı gibi aspirden elde edilen bitkisel yağ ve biodizel ile ilgili sanayinin gelişmesine de katkı sağlayacağı düşünülmekte ve çiftçilerimizin her yıl düzenli gelir elde etmesini sağlamak hem de ürün çeşitliliği artırmak hedeflenmektedir. Aspir tarımındaki en önemli avantaj (kolaylık), Buğday-arpa tarımında, toprak hazırlığından ürünün depoya alınmasına kadar geçen sürede kullanılan bütün alet-ekipmanların bu bitkinin tarımında da kullanılabilmesidir. Belki de bu özelliğinden dolayı, üreticiler tarafından benimsenmesi daha kolay ve çabuk olacaktır.
Proje, Vize ilçesi Müsellim Köyü 25 da ‘lık alanda yapılacaktır. Çiftçinin ekim öncesi ve sonrası olabilecek problemleri kolaylaştırmak amacıyla detaylı bilgiler verilecek ve köyde görev yapan Sözleşmeli personelin kontrolünde ekim yapılacaktır.

4-TEKNİK BİLGİLER


Toprak Hazırlığı
Toprak bakımından çok da seçici olmasa da, derin, verimli tınlı, drenaj problemi olmayan ve su tutma kapasitesi yüksek, pH değeri nötr veya nötr'e yakın (pH 5–7) olan topraklar aspir tarımı için idealdir. Daima bu tip topraklar tercih edilmelidir. Ancak, kıraç alanlarda da başarılı bir şekilde yetişebilmektedir.
Aspir tarımı yapılacak alanlarda dikkat edilecek bir diğer önemli konu ise, tarlanın özellikle yağmur sularını göllendirmeyecek bir konumda olması, yüzey drenajının iyi olması gerekir. Eğer, tarla içerisinde yer yer çukur alanlar var ise ve yüzey drenajı da kötü ise, özellikle yağış suları ve sulama suları bu alanlarda birikerek bitkinin kök bölgesinin bazı hastalıklara açık hale gelmesine neden olacaktır.
Toprak hazırlığı olarak, eğer tarla, bir önceki bitkiden sonra aspir ekimine kadar boş bırakılacaksa, sonbaharda veya ilkbaharda pullukla sürülmelidir. Ekimden önce ise, diskaro ile ekime hazırlamak yeterli olacaktır.
Tarla hazırlığının ekimden hemen önce yapılması, bahar aylarında tarlada ortaya çıkacak kendi gelen bitkiler (halaza-bir önceki ve/veya diğer kültür bitkileri) ve yabancı otların yok edilmesi nedeniyle, aspir'in ilk gelişme dönemleri için temiz, yabancı otlardan arınmış bir yetişme ortamı sağlayacaktır. Tuzlu topraklar, aspir tarımı için olumsuz etkide bulunur. Aspir'in tuza dayanıklılığı, arpa ile aynıdır. Toprakta tuzun fazla bulunması, çimlenmeyi, verimi ve tanedeki yağ oranını düşürür.

Gübreleme
Ekimden önce, toprak tahlili yaptırılarak eksik olan bitki besin maddeleri tamamlanmalıdır. Köklerin derinlere gidebildiği göz önüne alınarak, toprak tahlillerinin 1.0-1.5 m derinlikten alınan örneklerle de yapılması gerekir. Etkili kök derinliğinde, bitkinin alacağı besin maddeleri mevcut olmalıdır. Toprak tahlilinin yapılamadığı durumlarda, dekara 12-15 kg saf azot (N) hesap edilerek, bitki gelişmesine başlangıç olması için bir miktar da fosfor (P) ilavesi yapılarak ekimden önce toprağa serpilip karıştırılmalıdır. Tavsiye edilen normal fosfor miktarı, dekara 3-5 kg dır. Aynı şekilde, Potasyum (K) gübrelemesi de yapılmalıdır. Fakat, ülkemiz toprakları, genelde potasyum açısından yeterli kabul edilmektedir.
Gübreleme açısından, piyasada bulunan ve kompoze bir gübre olan 20-20-0 gübresi en uygun olanıdır. Eğer potasyum gübrelemesi gerekiyor ise, sadece potasyum içeren gübreler ilave olarak da verilebilir. Eğer, bu 3 tip gübreyi aynı anda vermek gerekirse, yine kompoze bir gübre olan 15–15-15 gübresi seçilebilir. Bu tip gübre verilecekse, fosfor ve potasyum miktarına göre hesap yapılıp, toplam miktar belirlenmeli, eksik kalacak olan azot miktarı için de, sadece azot içeren amonyum nitrat veya üre gibi gübreler kullanılmalıdır. Eğer, topraktaki fosfor ve potasyum miktarları yeterli ise, sadece azot gübrelemesi için, daha önce bahsedilen amonyum nitrat veya üre gübresi tek başına kullanılabilir. Tahlil sonuçlarına göre, değişik alternatifler yaratmak mümkündür.
Aspir bitkisi 3,5–4 ay gibi kısa bir sürede yetişebildiği için, gerekli olan bütün gübrelerin ekimden önce bir seferde toprağa serpilip karıştırılması gerekir. Gübrenin bir seferde ekimle veya ekimden önce verilmesi göz önüne alındığında, etki süresinin yavaş ve sürekli olması nedeniyle, üre gübresinin kullanılması daha mantıklı olacaktır. Eğer, ekimden önce toprağa karıştırılmayıp ekimle beraber uygulanacak ise, tohum ve özellikle ürenin birbirlerine temas etmemesine özen gösterilmelidir. Aksi takdirde, çimlenme ve çıkışlarda problemler yaşanabilir.

Ekim Tarihi
Aspir, yazlık bir bitki olduğundan bahar ayında ekilmelidir. Ancak, kışları fazla soğuk olmayan, ılıman bölgelerde kışlık olarak da ekilmesi mümkündür. Örneğin, ülkemizde Çukurova bölgesinde kışlık olarak, Kasım ayında ekilebilir. Yine Çukurova bölgesi yanında, bahar-yaz yağışları olmayan veya yetersiz kalan Şanlı Urfa gibi güney bölgelerimizde (tabii kışı ılıman olmak şartıyla) kışlık olarak Kasım ayında veya Aralık ayı başlarında ekilmesi tercih edilmelidir.
Fide döneminde, diğer bitkilere oranla soğuklara daha fazla dayandığı için, biraz daha erken ekilebilir. Ekimin 20 Mart–20 Nisan tarihleri arasında yapılması uygundur. Geç ekimlerde, bitkiler kısa kalmakta, dallanma azalmakta, verim ve tanedeki yağ oranı düşmektedir. Bu nedenle, ekimlerin zamanında ve uygun şekilde yapılması çok önemlidir.

Sıra Arası ve Ekim Şekli
Değişik sıra aralıklarında ekim yapılmasına rağmen, yabancı ot mücadelesi ve kontrolü açısından, sıra arasının dar tutulması en iyi yöntem olarak kabul edilmektedir. Bu amaçla, tavsiye edilen en uygun sıra arası, 15–20 cm dir. Hububat ekiminde kullanılan makineler (mibzerler), aspir ekiminde de rahatlıkla kullanılabilmektedir. Daha geniş sıra aralıklarında (40–60 cm) ekim yapıldığı takdirde, yabancı ot mücadelesi ve kontrolünde sıkıntılar yaşanmaktadır. Çünkü, geniş sıra aralıkları, yabancı ot gelişimini teşvik etmektedir. Böyle durumlarda, özel aletlerle (yüksek ve ince lastikli traktörler) veya yine ekimde belli aralıklarla boş sıralar bırakılarak çapa makinesinin buralardan hareket etmesi sağlanmaktadır. Bu da fazladan masraf gerektiren, üretim maliyetlerini arttıran işlemlerdir.

Tohumluk Miktarı ve Ekim Derinliği
Sıra arasının 15–20 cm olduğu durumlarda, dekara 4–6 kg tohumluk kullanılmalıdır. Bu durumda, tohumun iriliğine göre (1000 tane ağırlığı), dekarda 100.000–120.000 arası bitki (ortalama 100.000 bitki) bulunacak ve sıra üzeri mesafesi de 5 cm olacaktır. Dekara atılacak tohumluk miktarı ortalama olarak 5 kg’ ın altında olmamalıdır. Çok küçük taneli çeşitlerde daha az miktarda tohumluk kullanmak gerekir (yaklaşık 4 kg). Geniş sıra aralıklarında, tohumluk miktarı 2–3 kg civarındadır. Ekim derinliği, toprak şartlarına göre değişiklik gösterse de, 2,5–4,0 cm' lik ekim derinliği en idealidir. Ekimde hiçbir zaman 5 cm' den daha derine tohum bırakılmamalıdır. Üniform çıkışlar, genellikle sığ (yüzlek) ekimlerde sağlanmıştır. Ekimden yaklaşık 1–2 hafta sonra, toprak yüzeyine çıkışlar başlar. Uygun şartlarda, 7–8 günde çıkışlar tamamlanmaktadır. 4oC - 5oC gibi düşük sıcaklıklarda da çimlenme olabilmesine rağmen, 15oC - 16oC de çimlenme ve toprak yüzeyine çıkışlar daha hızlıdır. Bu sıcaklıların altında ise, çimlenme ve çıkışlar 2–3 haftaya kadar uzayabilir. Eğer, ekimden hemen sonra, aşırı yağışlar sonucu toprak yüzeyi kaymak bağlamış ise, bu durum aspirin çıkışını engelleyecektir. Çıkışı kolaylaştırmak için, tarla yüzeyinde diskli bir ekim makinesi gezdirilerek bu kaymak tabakası kırılmalıdır. Bu işlem, bitkiler toprak yüzeyine çıkmadan hemen önce yapılmalıdır. Aksi takdirde, çıkış yapmış bitkilere zarar verebilir. Bitkiler toprak yüzeyine çıktıktan sonra, erken dönemde büyüme ve gelişmesi oldukça yavaştır. Genç bitkiler yaklaşık 15-25 günlük bir süreyi rozet şeklinde geçirirler. Bu dönemde, genç bitkiler -7oC' ye kadar soğuklara dayanıklıdırlar. Çeşitlere bağlı olmakla birlikte, -12oC' ye kadar dayanıklılık da söz konusudur.
Rozet döneminden sonra sapa kalkmaya başlarlar. Bu dönemden itibaren meydana gelebilecek herhangi bir aşırı soğuk-don olayı (-40C, -50C), bitkiye büyük ölçüde zarar verebilir.
Çiçek tomurcukları (tablalar) oluştuktan sonra ise, 0oC'nin altındaki sıcaklıklar, çiçek ve tane gelişimini olumsuz yönde etkiler. Bunun yanında, aşırı sıcaklıklara da oldukça dayanıklıdırlar. Örneğin, sapa kalktıktan sonra, 40 0C – 45 0C' ye varan sıcaklıklardan etkilenmezler.

Yabancı Ot Kontrolü
Aspir bitkisi, gelişmenin ilk 3–4 haftalık döneminde yabancı otlarla rekabet edemez. Bu konuda çok zayıf olduğu için, yabancı otlardan çok etkilenir. Bu nedenle, gelişmenin ilk dönemlerinde bitkiyi yabancı otlarla rekabete sokmamak için, ekimden önce tarlanın bir çıkış öncesi herbisit (ot ilacı) ile ilaçlanması ve ilacın toprağa karıştırılması gerekir veya çıkıştan hemen önce tarla yüzeyine uygulanması gerekir.
Aspir tarımında çıkış öncesinde tarla yüzeyine veya ekimden hemen önce toprağa karıştırılarak verilmelidir.



Çeşitler
Günümüzde, sadece 3 aspir çeşidi mevcuttur. Bu çeşitlerden 2 tanesi (Yenice ve Dinçer), 1983 yılına kadar tescil edilen çeşitler olup, 1 tanesi ise 2005 yılında tescil edilmiştir. Daha önce yıllarda, 5–154 olarak üretimi yapılan hat, 2005 yılında Remzibey-05 ismiyle tescil edilmiştir. Bu çeşitler, Anadolu Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından geliştirilmiştir. Bu çeşitlere ait bazı tarımsal özellikler aşağıda verilmiştir.

ÇEŞİTLER
Dikenlilik
Çiçek Rengi
Bitki
Boyu
(cm)
Tane Rengi
Yağ Oranı
(%)
1000
Tane Ağr.
(gr)
YENİCE
Dikensiz
Kırmızı
100–120
Beyaz
24–25
38–40
DİNÇER
Dikensiz
Turuncu
90–110
Beyaz
25–28
45–49
REMZİBEY
Dikenli
Sarı
60–80
Beyaz
35–40
46–50


Sulama
Her ne kadar kuraklığa dayanıklı bir bitki olsa da, kritik dönemlerinde sulama yapılması verimi arttıracaktır. Aspir tarımında tane verimi açısından en kritik dönemler, sapa kalkma dönemi ve çiçeklenme öncesi dönemlerdir. Bu iki dönemde de, eğer havalar çok kurak giderse ve toprakta yeterli rutubet yoksa, sulanması verimi olumlu yönde arttıracaktır. Sapa kalkma dönemi, genellikle çıkıştan 20–25 gün sonraya denk gelmektedir. Çiçeklenme öncesi dönem ise, çeşitlere bağlı olarak, yine çıkıştan yaklaşık 55–65 gün sonrasına denk gelmektedir. Bu dönemlerde, eğer yeterli yağış alınamaz ise ve sulama imkânı da varsa, yapılacak ek bir sulama verimi arttıracaktır. Eğer sulama yapılacak ise, kuraklık belirtileri bitki üzerinde ortaya çıkmadan önce yapılmalıdır. Özellikle, bitkilerin alt yapraklarında ortaya çıkacak "yanma" lar (yaprakların kahverengileşmesi), bitkinin su stresine (kuraklık) girdiğinin en belirgin işaretidir. Çok sıcak havalarda, sulama yapılmamalı veya çok kısa sürede bitirilmelidir. Sulama ile ilgili diğer bir konu ise, sulama suyu hiçbir zaman tarla yüzeyinde uzun süre göllenmemelidir. Bu durum, bazı kök hastalıklarına uygun ortam hazırlar.
Hasat
Yaprakların büyük bir bölümünün tamamen kuruduğu (kahverengileştiği), çiçek çanak yapraklarının hemen hemen kahverengiye döndüğü (geç açmış çiçek tablalarındaki çanak yapraklarında hafif bir yeşillik olabilir) ve tablaların elle kolaylıkla harmanlanabildiği ve tanelerin tamamen beyaz renk aldığı dönem hasat zamanının geldiğinin bir işaretidir. Bu dönem, genellikle çiçeklenmeden yaklaşık 4–5 hafta sonraya denk gelen dönemdir. Bu dönemde, bitkiler fizyolojik olgunluğa ulaşmış demektir ve hasat yapılabilir. Hasat, zamanında, geciktirilmeden hemen yapılmalıdır. Aksi takdirde, tanelerde renk değişikliği ve eğer yağış olursa, tablalarda bulunan tanelerin çimlenmesi söz konusudur. Hububat (Buğday-arpa) hasadında kullanılan biçerdöverler, aspir hasadında da rahatlıkla kullanılabilir. Ancak, makinenin ayarlarının uygun bir şekilde yapılması zorunludur.
Biçerdöverin dolap hızı, hareket hızından % 25 daha fazla olmalıdır. Hasat-harman sırasında, tanelerde kırılmayı önlemek için, 55 cm' lik batörler de, batör hızı düşük bir seviyeye, 550 devir/dakika, ayarlanmalıdır. Diğer bir ifadeyle, çevresel hızı yaklaşık 910–920 m/dakika olmalıdır. Kontrbatör açıklığı, ön tarafta 1,5–1,6 cm, arka tarafta ise, 1,2–1,3 cm olmalıdır. Bitki artıkları nedeniyle makinenin tıkanmasını önlemek için, eleklerin sarsılma hızı, hububat için kullanılan hızdan daha fazla olmalıdır. Boş tanelerin ve sap parçalarının kolaylıkla atılması için, fan ayarının da yeterli olması gerekir. Hasat edilen ürünün problemsiz, uzun bir süre ve güvenli bir şekilde depolanabilmesi için tane neminin % 8 olması gereklidir. Bu oran, % 10' u geçmemelidir. Aspir yağlık bir ürün olduğu için, sanayide yağ elde etmek üzere değerlendirilir. Yağ elde edilmesinde, ayçiçeği işleyen tüm makineler aspir işlemeye de elverişlidir.
Herhangi bir makine değişikliğine gerek yoktur. Bu nedenle, ülkemizde sanayide işlenmesi açısından hiçbir problem olmaması gerekir. Yağ alındıktan sonra geriye kalan küspe içerdiği % 22–24 protein nedeniyle iyi bir hayvan yemi olarak değerlendirilmektedir.
Dekara ortalama verim 300-400 kg/da ‘dır.


Sonuç olarak ASPİR tarımında çiftçilerimiz birim alandan yeterli kazanç elde etmeleri aşağıda belirtilen yetiştirme tekniği esaslarını tam olarak uygulamalarına bağlıdır.

· İyi, mütecanis, keseksiz bir tohum yatağı hazırlığı,

· Zamanında, uygun ekim makinesi ile ekim,

· Ekimden sonra merdane çekilmesi,

· Yabancı ot için zamanında bilinçli bir mücadele,

· Tohum dökümüne fırsat vermeden zamanında hasat,

Yararlanılan Kaynak: Dr Metin BABAOĞLU-2003 ASPİR TARIMI





5-ROJE FAALİYETLERİ

Proje, Vize İlçesi Müsellim Köyü 25 da (dönüm) lık alanda tohum bedelinin tamamı çiftçi tarafından karşılanmak üzere, Yöremize uygun Dinçer (dikensiz)- Remzibey (dikenli) tohumu Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünden satın alınarak, teknik elemanlarımızın nezaretinde, tohum ekimi, gübreleme ve bakım işleri çiftçi tarafından yapılacaktır.




6-PROJE MALİYETİ ANALİZİ
1 Dekar arazinin Gider Maliyeti

Ürün cinsi (Aspir)
Miktarı
Birim Fiyatı (YTL/Kg.)
Tutarı
(YTL)
Toprak işleme
(İlksürüm+ikileme+merdane )
1 da
30 YTL/da
30,00
Tohum Bedeli
5 kg /da
4,00 YTL/ kg
20,00
İlaçlama
200 gr/da
7,00 YTL/ kg
1,40
Gübreleme 20-20-0
15 kg/ da
0,85 YTL/ kg
12,75
Gübreleme - Üre
25 kg/ da
0,75 YTL/ kg
18,75
Gübreleme işçilik
1 da
3 YTL/da
3,00
Ekim (Mibzerle)
1 da
10 YTL/da
10,00
Hasat (Biçerdöver)
1 da
9 YTL
9,00
Akaryakıt Giderleri
4 lt/da
2,8 YTL /lt
11,20
Nakliye
35 YTL /3500 kg
300 Kg
2,80
Arazi Kirası
1/da
40 YTL
40,00
Tarım sigortası
1 /da
5 YTL/da
5,00


Toplam
(1 da için)

163,90 YTL

1 dekar için toplam Masraf 163,90 YTL idr.
Projemiz 25 dekar olduğu için toplam masraf ise
25 x 163,90 = 4.097,50 YTL

1 Dekar Arazinin Gelir maliyeti

Ürün Cinsi
Ortalama verim
(kg/da)
Satış Fiyatı
(kg/YTL)
Destekleme
(YTL)
Birim Fiyat
(YTL)
Toplam gelir
(YTL/ da)
Aspir
300 kg/da
0,60
0,22
0,82
300 x 0,82 = 246 YTL

1 dekar için toplam gelir 246,00 YTL dir.
Projemiz 25 dekar olduğu için toplam gelir ise
25 x 246,00 = 6.150,00 YTL
1 dekar içi Gelir –Gider Analizi yapılırsa
Gelir – Gider = Kar ise 246 YTL – 163,90 YTL = 82,10 YTL /da
NET KAR: 25 da x 82,10 YTL = 2052,50 YTL

6-SONUÇ

Proje süresi 1 yıldır. Proje maliyet gelir- giderleri incelendiğinde alternatif ürün olarak ekilecek olan Aspirin çiftçi açısından girdi maliyetlerinin diğer ürünlere nazaran daha az olması ve tohumunun bir sonraki ekimde de kullanılması ve Kar marjının da iyi olması çiftçi için büyük bir avantaj sağlamaktadır.
Aspir bitkisi kanola gibi yağlı tohum bitkilerinden olduğunu ve biodiesel üretiminde kullanılmaktadır. "Ayrıca aspir’in küspesinden de hayvan yemi olarak ve sanayide boya hammaddesi olarak istifade edilebilmektedir. Yağı alındıktan sonra geriye kalan küspe, içerdiği % 25’ e varan ham protein oranıyla (ortalama % 22-24) hayvancılıkta iyi bir yem kaynağıdır. Tohum kabukları sanayide pek çok alanda kullanılabilmektedir. Örneğin, daha yoğun ve sert yüzeyli kağıt yapımında; hafif ve gözenekli fırınlanmış tuğla ve seramik yapımında; yalıtım işlerinde dolgu maddesi olarak; kolay kırılabilir hassas eşyalar için ambalaj paketi yapımında başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. Aspir bitkisi, yeşilken direkt olarak hayvanın otlatılmasına da uygundur. Direkt olarak otlatmanın yanında, silaj veya kuru ot (yem) yapımına da elverişlidir. Yem olarak, çok lezzetli ve besleyici olup, besin değeri en az yulaf ve yoncaya eşdeğerdir. Tohumları (Tane olarak), büyükbaş hayvanlara günde 2 kg’ ı geçmemek üzere, kırdırılmadan, bütün halde arpa gibi yedirilebilir. Yağlı tohum olduğu için, bu şekilde beslenen süt hayvanlarında süt veriminin artış gösterdiği tespit edilmiştir. Aspir bitkisinin çiçeklerinden 2 tip boya maddesi elde edilebilmektedir. Bunlar, suda erimeyen kırmızı renkli “Carthamin” ve suda eriyebilen sarı renkli “ Carthamidin” maddeleridir. Her iki boya maddesi de gıda boyası ve tekstil sanayinde kumaş boyası olarak kullanılmaktaydı. Ancak, bu yüz yılın başlarında, daha ucuz olan sentetik anilin boyaların keşfedilmesi ve piyasaya sürülmesiyle, aspir bitkisinden elde edilen boya maddelerinin kullanımı yok denecek kadar azalmıştır. Fakat, halen bazı Asya ülkelerinde, geleneksel ve dini günlerinde aspir çiçeklerinden elde edilen boya maddeleri kullanılmaktadır. Ayrıca, yine kırmızı aspir çiçeklerinden elde edilen kırmızı boya, bu ülkelerde özellikle ipek kumaşların boyanmasında kullanılmaktadır.
Aspir, Kıraç alanda yetişmeye oldukça elverişli bir bitkidir. Aspir bitkisi küresel ısınmaya bağlı kuraklığın karşısında en önemli alternatif ürünlerden biridir. Bu nedenler bu bitkiyi ilçemizde yaygınlaştırmaya çalışmalıyız.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:59 PM .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7 Beta 1
Copyright ©2000 - 2018, vBulletin Solutions, Inc.